| BAŞKANIN MESAJI |
 |
| 2007,12-05 |
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|
 |
| DUYURULAR |
 |
| YENİ YÖNETİM |
|
 |
|
Ardeşenliler derneği olağan genel kurul toplantısı 08.11.2009 Pazar günü dernek merkezinde gerçekleştirildi. Genel kurulda yapılan seçim sonucunda Dr. Orhan ÖZYURT ve listesi oy birliği ile yönetim kuruluna seçildi.yönetim kurulu şu şekilde oluştu. YÖNETİM KURULU ASİL 1-Orhan ÖZYURT (BAŞKAN) 2-Hızır ASLIYÜKSEK 3-Nazim ARDİŞEN 4-Emin Ali ÖNDER 5-Adem YILDIRTAN 6-Meryem ŞENEL 7-Mustafa ASILKİBAR YEDEK 1-Adem ÖNÇIRAK 2-Adnan CANCA 3-DİLEK BİBEROĞLU 4-Adem KURNAZ 5-Edat AKTEPE 6-İsmail Hakkı KARAOĞLU 7-Halis YENİAY DİSİPLİN KURULU ASİL 1-Ahmet ÖNÇİRAK 2-Mustafa BİBEROĞLU 3-SİBEL TEKİN YEDEK 1-İsmail AKBENİZ 2-Kadir GÜVEN 3-Ömer OCAKÇI DENETLEME KURULU ASİL 1-Nedim KAYA 2-ÖSMAN ÖN 3-Mustafa TİRYAKİ YEDEK 1-Erdal KALENDER 2-Fatma DERECİ 3-Vildan BAYRAKTAR Tüm üyelerimize duyurulur... Burs Başvuru Şartları Derneğimiz 19 öğrenciye Burs veriyor...
» Ardeşenli olmak, » Üniversitede Öğrenci olmak, » Başka burs almıyor olmak, Burs almak isteyenler...
Burs fonuna katkıda bulunmak isteyenler...
Başvuru için tıklayın... |
|
 |
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| 2000 |
45.392 |
| 1997 |
33.727 |
| 1990 |
17.340 |
| 1985 |
13.403 |
| 1980 |
9.582 |
| 1975 |
7.980 |
|
|
 |
 |
|
 |
 |
ATMACACILIK
Aranızda Doğu Karadeniz'i gezmeyen yoktur sanırım..Bölge, Türkiye'nin genelinden coğrafi olarak epeyce farklılık gösterir. Dağları, eğimi, toprak görünmemecesine olan yeşilliği, azgın denizi, iklimi, bol yağışı. Farlılıkları daha da sayabiliriz.
Tüm bunların yanında insanları da farklıdır. İnsanlarının yaşam biçimleri, dünyaya bakışları da farklıdır. Dünyada belki bir daha benzeri olmayan bir biçimde, kendi kendisiyle alay edebilen, kendisiyle ilgili espriler üretebilen ve bunlara yine kendisi gülebilen insanların yaşadığı alanlardır buraları.
Tüm bunların dışında bölgenin özellikle de en doğusuna doğru gidildikçe bir başka farlılık daha gözlenir. Kıyı şeridi boyunca dizilen Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi, Hopa, Kemalpaşa gibi ilçelerde çok yoğun olarak, Rize il merkezi ve Çayeli ilçesinde de az olarak bir avcılık türü yapılır. Bu, "atmacacılık" adı verilen ve başından sonuna dek doğanın içinde geçen bir avcılık türüdür.
Atmacanın ya da yerel adıyla "sifteri" nin avının öyküsünü anlatacağım size. Bunu okurken ekolojik dengenin nasıl oluştuğuna, ekolojik zincir de denilen ekosistemin nasıl işlediğine tanık olacaksınız.
Atmaca avının iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi bu iş yalnızca yaz aylarında (çünkü diğer dönemler yumurtlama ve yavrularını büyütme zamanlarıdır) ve tümüyle dağlarda, doğanın içinde yapılabildiğindan; doğayla başbaşa kalmak isteyenler için ideal bir ortam oluşturmasıdır. Tatil günlerini bu zamanlara ayarlayan yöre insanları, günlerinin çoğunu bazan da tümünü dağlarda geçirirler.
Atmacalığın bir diğer amacı da bıldırcın yakalamaktır. Ama iş bıldırcın yakalama zamanına gelinceye değin çok uzun aşamalardan geçilir.
İlk iş mısır ekimi yapmaktır. Temmuz aylarında mısır ekimi yapılır. Çekirge en çok da bu mısır koçanlarının arasında bulunur. Bunları yakalamak son derece kolaydır. Çekirge yakalanır, belinin ortasından bir iple bağlanır. "Ragi" denilen küçük ve özel bir kafesin içine konulur. Kafesin dışı, tümüyle inek kuyruğundaki kıllardan yapılmış tuzaklarla doludur. Çekirge kafesin içinde belinden ipliğe bağlı olarak ve havada asılı olarak tutulur. Böylece açık bir alana bırakılır. Çok geçmeden bir atmaca kuşu (ciceğen) çekirgeyi yemek için ragiye konar. Konmasıyla birlikte de yakalanmış olur. Burda çekirgenin yerini "ğvapa" ( diğer adı "lakoti" ) da alabilir. Bu, büyükçe bir böcek türüdür ve toprağı eşeleyerek gezer, topraktan beslenir. Özellikle de yumuşak toprakları sever. Bu yumuşak toprakların içinde nerelerde daha çok yaşadığını yöre insanları bilir. Bunlar yakalanır, belinden ipe bağlanır ve raginin içine asılır. Ayakları toprağa henüz değecek biçimde bir ipliğe bağlıdır. Sürekli toprağın içine girmek için çabalar. Onun bu çabaları, atmaca kuşu 'nun dikkatinden kaçmaz. Sonunda onu avlamak için raginin üstüne konar, ancak kendisi yakalanır.
Artık elimizde ikinci gereç de tamamdır. Sıra atmaca kuşunu eğitmekte ve onunla da atmaca yakalamaktır.
Atmaca kuşunun önce eğitimi gerekmektedir. Kuşun 1.5 m. uzunluğunda tümüyle düz bir çubuk üstünde sürekli olarak oturması gerekmektedir. Çevresinden korkmaması için de gözkapaklarının üstü özel bir maddeyle kapatılır. Böylece kuşun yalnızca aşağıları görmesi sağlanır.
Bu olay her zaman için yapılmaz. Yalnızca atmaca avına çıkıldığı zaman uygulanır. Kuşun tüm zamanları çubuğun üstünde geçer. Zaten kendisi de kuru ağaç dallarında yaşamayı sevdiğinden sorun da olmaz. Burada yemlenir. Yemlenme dediysem de, et verilir. Çünkü bu kuş, etoburdur. Onu beslemek için başka serçe türleri öldürülür ve atmaca kuşunun çubuğuna, temizlendikten sonra bağlanır. Kuş buradan beslenir.
Sıra gelir bu kuş aracılığıyla atmaca yakalamaya. Yalnız, bunun için başka gereçlere de gereksinim vardır. Atmaca dağlarda, sırt boylarından geçer. Yere son derece yakın olarak uçar. Avını kilometrelerce uzaktan görür. Son derece hızlı olarak avına yaklaşır ve saldırır.
Bu aşamada insanın ortada gözükmemesi gerekmektedir. Bunun için de sırt boyunca bir yerde, tümüyle doğal görünüşlü bir yer yapılır. "Tente" denilen bu yerin içinde insan vardır. Buradan atmaca gözetlenir.
Atmaca her yılın Ağustos ve Eylül aylarında Gürcistan tarafından Karadeniz kıyısı boyunca batıya doğru hareket eder. Bu göç yönü ve tarihi hiç değişmez. İşte tentelerin gözetleme yerleri, doğuya doğru olarak dönüktür ve atmacanın yolunu gözler. Yine atmacanın geliş yönüne göre, genellikle 2x3 m. ya da daha farklı boyutlarda ağ gerilir.
Avcılar atmacayı havada uçarken, ne kadar uzakta olursa olsun tanırlar. Diğer onca kuşun arasında olması, onlara benzemesi ve uzaklık onlar için hiç farketmez. Uzaktan atmacanın görülmesi durumunda, gözlerinin üstü kapalı olan atmaca kuşu çubuğun üstünde olarak tenteden dışarıya çıkarılır. En ileride atmaca, sonra ağ ve onun arkasında da atmaca kuşu vardır.
Kuş çubuğun üstünden kaçırılır. Kaçırılır dediysem bir karış kadar. Ayaklarından bir iplikle çubuğa bağlıdır. Sağını solunu da göremediğinden yalnızca altındaki çubuğu görebilir. Ve çubuğa konmak ister. Bunu da yapamaz çünkü, çubuğu tutan insan eli, çubuğu sürekli oynatmaktadır. Burada insanın amacı, kuşun sürekli olarak uçmasını ve atmacanın da bu uçuşu görmesini sağlamaktır.
Gerçekten de atmaca uzaklık ne kadar olursa olsun, avının harekelerini görür ve kilometrelerce öteden avına saldırmak için hızlanır. Göremediği ya da belki de görüp de önemsemediği bir şey vardır, o da kendisiyle kuşun arasında gerili olan ağ. Hızla kuşa saldıran atmaca, gelir ve ağa takılır. Bu geliş öylesine hızlıdır ki, bazı avcılar çok dikkatli olmalarına karşın, atmaca kuşlarını atmacaya yem etmekten kurtaramazlar. Bazen da atmaca ağı iyice farkeder ve ağın arkasından dolaşarak kuşa saldırır. Tüm bu olaylar bir kaç saniye içinde olduğundan avcı kuşunu kurtaracak zamanı bile bulamaz.
Sonunda atmaca da yakalanmış olur. Avcı önce bir sevinç narası atar. Bu yalnızca yöreye özgü olan özel bir haykırış türüdür. Ardından eğer belinde silahı varsa -ki hemen hemen hepsinde vardır- ve yakaladığı atmaca da iyi bir atmacaysa havaya ateş eder. Böylece herkese zaferini iletmiş olur. Bu zafer her avcı için her gün bir kaç kere olabilir. Yakalan atmaca iyi bir türden değilse hemen serbest bırakılır. İyiyse bir mendile özel bir biçimde bağlanır ve merkezi tenteye getirilir. Buralar bir kaç avcının birlikte kaldığı merkezi yerlerdir. Buralar da ormanın içinde ağaçlardan yapılmış, yanları ve üstü eğreti otlarıyla kapatılmış, tümüyle doğal olan barınaklardır. Tabii ki içinde ve çevresinde en çok da, avlanan atmacalar bulunur.
Bütün bunlardan sonra işin belki de en zevkli yanı olan, vahşi bir atmacanın evcilleştirilmesi gelir. Buradaki evcilleştirme hiçbir zaman sözcüğün gerçek anlamıyla evcilleştirme olmaz. Burada anlatılmak istenen atmacanın sahibinden korkmamasıdır en fazla. Atmaca öylesine vahşi bir canlıdır ki, hiç bir zaman, hiç bir koşulda evcilleşmez.
Yukarıda söylediğim anlamda evcilleştirmek için önce bağlanması gerekir. Bu iş, ayaklarına özel ipler bağlanmakla olmaz. Çünkü o zaman uçuşa geçtiğinde ayakları çıkar. Bunu önlemek için belbağı denilen ve kanatla boynundan geçen özel bir bağ kullanılır. Ayrıca ayaklarından da özel bir dengeyle buraya başka bir bağ getirilir. Sonuçta kendisine zarar verilmeksizin kuşun kaçması engellenmiş olur.
O belgesellerden ya da filmlerden izlediğiniz gibi atmacanın kola tünemesi sağlanır. Bu aşamada kolun çok iyi korunması gerekmektedir. Çünkü en küçüğü 1.5 cm. olan pençelerinin deriye geçmesi durumunda, deriyi kurtarmanın yolu yoktur. Pençeler deriyi delik deşik eder. Korkar, acı duyarsanız ya da bunu belli ederseniz, atmaca daha fazla ürker ve daha fazla pençesini batırır. Bu nedenle acıya dayanarak derinizi kendiliğinden bırakmasını beklemekten başka seçeneğiniz yoktur.
Atmaca başlangıçta hep kaçmak ister, siz onun alır kolunuzun üstüne oturtursunuz. Yine kaçar. Ancak zamanla kaçamayacağını anlar ve durumu kabullenir.
Sıra onu doyurmaya gelmiştir. En çok sevdiği yiyecek de pişmiş yumurtanın sarısıdır. Doyurmayı siz kendi ellerinizle yaparsınız. Ters bir hareketiniz, yumurta yerine parmaklarınızı gagalamasına neden olabilir. Onu beslemeniz, size biraz daha yakınlaştırır.
Bunların dışında yazıda anlatılamayacak başka türden eğitimler de yapılır. Bir kaç gün içinde atmaca, yine vahşidir ama en azından sahibinden korkmamakta ve ani hareket etmedikçe ondan kaçmamaktadır.
Doğada atmacaya benzer birçok kuş türü vardır. Atmacanın özelliği gözlerinin içinin tam anlamıyla sapsarı olmasıdır. Ayrıca, erkeği dişisinden daha küçüktür. Bu nedenle yalnızca dişisi yakalanır. Diğerleri ya hiç yakalanmaz ya da hemen serbest bırakılır.
Atmaca yalnızca yumurtayla doyurulmaz kuşkusuz. Kendisinden küçük her tür kuşu yer. Bu yeni ölmüş ya da canlı olabilir. Bazan avcılar başka bir biçimde yakaladıkları bir kuşu atmacanın önüne atarlar. İşte gerçek anlamda doğanın acımasızlığını ve vahşetini orada görürsünüz. Atmaca avını öylesine zevkle, hızla parçalar ve öldürür ki, gözlerinize inanamazsınız. Çoğunlukla "keşke görmeseydim" der insan.
Atmaca böylece yakalandıktan ve eğitildikten sonra sıra onunla bıldırcın avlamaya gelmiştir.
Bıldırcınlar Karadeniz'in kuzeyinden gelirler. Denizi aştığı için yorgundurlar ve ilk kara parçasına konarlar. Özellikle yağmurlu ve gök gürültülü havalarda denizin önündeki ilk toprak parçasına bile konarlar. Bu gelişleri çoğunlukla gece olur. Yağmurun geçmesine dek kondukları yerde kalırlar ve hiç hareket etmezler. Bıldırcınları avlamanın bir çok yolu vardır. Atmacayla avlamak bunlardan yalnızca biridir. Günün çok erken saatlerinde avcılar kollarında son bir gündür aç bıraktıkları atmacaları (aç olmazsa saldırmaz), ellerinde uzun çubuklarıyla dolaşırlar. Çubuklarla çimlerin üzerinde gezerler. Eğer orda bıldırcın varsa korkar ve hemen havalanır. Havalanmasıyla birlikte atmaca da arkasından uçurulur. Çok az da olsa istisnaları olmakla birlikte, atmaca bıldırcını mutlaka yakalar ve ilk gördüğü dala ayaklarında bıldırcın olarak konar. Avcıya düşen iş, parçalamadan gitmek ve ayaklarından bıldırcını almaktır.
Bu iş bazan saatlerce sürebilir. Çünkü atmaca ne avını vermeye niyetlidir, ne de öyle kolayca yakalanacak yerlere konmaya. Ayaklarına bağlı olan kısacık iple yakalanabilir ancak. Tam yanına yaklaşırsınız, uçar. Bir uçmasıyla birlikte yüzlerce metre uzağa gidebilir. Siz de arkasından.
Tüm bu iş avcılıktan çok, doğayla yaşamanın bir yoludur Doğu Karadeniz'de. Her avcının sonuçta yalnızca bir atmacası olur öve onu ertesi yıla kadar saklar. Bunlara "tüylek" denir. İşine yaramayanları ve fazla yakaladığını salıverir. Avcıların en dikkat ettikleri şey, neslin tükenmemesidir. Bir avcının bir yılda yalnızca bir adet yakaladığını ve atmaca avının gerçekten zor koşullarda ve ortamlarda yapılması nedeniyle herkes tarafından yapılmadığını gözönüne alınsanız, bu korumanın boyutlarını da anlayabilirsiniz. Bu nedenle bölgede belki de yüzyıllardır bu av yapılmasına karşın, neslin tükenmesi söz konusu olmamıştır.
Bir diğer konu atmacanın örneğin yumurtadan çıktıktan sonra, ya da yavruyken yakalanmamasıdır. Çünkü bu iş, atmaca avcılığının ahlakında yoktur. Bu avcılıktaki amacı oranlarsak, bıldırcın yakalamak çok küçük bir oranda kalır doğrusu.
Amaç çoğunlukla doğada, dağda yaşamaktır. Amaç, o ortamda bulunmaktır. Gündüzleri av peşinde olmaktır. Geceleri hep birlikte içki içmek, türküler söylemek, horon oynamak, eğlenmektir. Bu nedenle avladığı atmacayı yaşadığı kente götüremeyecek olan insanlar, kente dönüşlerinde kuşu salıverirler. Çünkü yaşadıkları günlerdir onlar için önemli olan.
Atmaca avcılığı yapıldığı günler boyunca dağlarda yaşanır. Tentelerde elektrik bulunmaz. Televizyon bulunmaz. Hiçbir makine yoktur. En büyük teknoloji ürünü küçük radyolar ve dürbünlerdir. Bunun dışında her şey doğaldır ve doğal ortamda geçer. Kirlilik, gürültü, gazete, dert, tasa, yoktur. Musluk yoktur. Su, doğal kaynaklardan karşılanır. Tüm yiyecekler doğal ortamlardan elde edilir.
Atmaca kültürü yöre insanları için çok önemlidir. Atmacanın yalnızca dişisi yakalanır demiştim. Bunun da değişik türleri vardır. Renklerine göre ayrılan bu türlerin de iyisi kötüsü vardır. Bu renk ayrımı çoğunlukla boynundaki tüylerin renklerine göre yapılır. Dışarıdan bakan biri, hiç bir renk ayrımı göremez. Oysa oradaki bir tüyün hafif bir renk farklılığı, atmacanın niteliğini de belirler.
Atmacanın niteliği öylesine önemlidir ki, genç ya da yaşlı insan farketmez, iyi bir atmacayı kolunda oturtup dolaşmak, bir onur kaynağıdır. Bu amaçla yörede yapılan şenliklerde mutlaka atmaca yarışmaları yapılır. Görüntüsü en iyi olar atmacaya ödüller verilir. İyi atmaca gururla dolaştırılır. Ömrünün herhangi bir döneminde atmacacılık yapmamış olmak, eksiklik sayılır.
Bu satırları okuyan çoğu kişi işi abarttığımı sanabilir ama, şunu da eklemek istiyorum. Sahibinin atmacasına öylesine bir bağılılığı vardır ki, atmaca hastalandığında çoğunlukla sahibi de bundan etkilenir. Mutsuz, sinirli olur. Atmacanın iyileşmesi için her şeyi yapar. Atmacasıyla o, bütünleşir. Asla atmacasını öldürmez. Günü geldiğinde salıverir.
İşin doğada yaşama yanını bir yana bırakırsak; bıldırcın yakalamak için atmaca, atmaca için atmaca kuşu ve doğada yaşam, atmaca kuşu için çekirge, çekirge için mısır ekimi. İşte ekosistem. Zincir nasıl da birbirine bağlı. Aradan birini kopardığınızda tüm dengeler bozuluyor.
Yasal Olarak Atmacacılık ( http://rize-cevreorman.gov.tr )
Tazı, sertifikalı av atmacası, ok-yay ile avlanmak isteyenler Av Tezkeresi ve Avlanma Pulu almak zorundadırlar.
1994 -1995 av mevsiminde bir defaya özgü olmak üzere Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce verilen atmaca sahiplerinin sertifikaları geçersizdir.
Atmacacılık 2004-2005 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu Kararı ekinde yer alan "Geleneksel Atmacacılık Esas ve Usulleri" ile yapılır
Geleneksel Atmacacılık Esas ve Usulleri
Atmacacılık kültürünün doğaya zarar vermeyecek şekilde sürdürülmesi amacı ile ulusal ve uluslar arası mevzuat dikkate alınarak, atmacacıların eğitilmesi, sertifika verilmesi, atmacaların muhafazası, tutma ve bulundurma limitleri, doğaya bırakılması ile ilgili esas ve usuller aşağıda belirtilmiştir.
1. Atmacacılık Eğitimi
Atmaca (Accipiter nisus) yakalamak, bulundurmak ve atmaca ile avlanmak için, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında düzenlenen " Avcı Eğitimi Kursu" na ve ayrıca 6 ders saatlik "Atmacacılık Kursuna" katılmak ve başarı belgesi almış olmak şarttır.
Atmacacılık kursları Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü' nce hazırlanan ders notları esas alınarak yapılacaktır. Kurs notlarında yer alan bölümler Doğada Atmaca (I.Bölüm) ve Atmacacılık Geleneği (II.Bölüm) toplam dört saat, Sağlık Bölümü (III. Bölüm) ise iki saat olarak planlanmıştır. Ancak uygulamada süre yeterli olmadığı taktirde üç saate kadar ilave yapılarak toplam süre dokuz saat olabilecektir. Kurslarda eğiticiler, I.Bölüm için avcı eğitimi kurslarında ekoloji veya yaban hayvanları dersini veren eğiticilerden II. Bölüm için yörede atmacacılık kültürünü bilen ve yaşayan kişilerden III. Bölüm olan sağlık bilgisi için ise veteriner hekimler arasından belirlenecektir. Atmacacılık eğitim kurslarının açılmasında tüzüklerinde atmacacılıkla ilgili faaliyetlere yer veren derneklerle işbirliği esastır. Ancak yörede atmacacılıkla ilgili dernek olmadığı taktirde avcı dernekleri ile de işbirliği yapılacaktır.
Kurslara katılabilmek için 18 yaşını doldurmak ve derneğe kayıt olmak gereklidir.
Atmacacılık kursuna katılıp başarılı olanlardan daha önce atmacacılık yaptığı dernek yönetim kurulu tarafından yazılı olarak belirtilen atmacacılara kurs sonunda "Usta Atmacacı Sertifikası" verilecektir. Atmacacılığa yeni başlayacak, yeterli pratik uygulaması olmayan kişilere ise "Aday Atmacacı Sertifikası" verilecektir. Dernekler kursa katılacak üyelerinden hangilerinin yeterli atmacacılık deneyimine sahip olduğunu kurs başvurusu ile birlikte İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bildirecektir. Aday atmacacılar usta atmacacı yanında iki yıl süre ile eğitildikten ve yanında yetiştiği ustası dahil kayıtlı olduğu dernekçe belirlenecek üç usta atmacacının vereceği referanstan sonra "Usta Atmacacı Sertifikası" alabileceklerdir. Sertifikalar ekte yer alan örneklere uygun olarak hazırlanacaktır.
"Usta Atmacacı Sertifikası" alacak kişiler Çevre ve Orman Bakanlığı Döner Sermaye Bütçesine, atmacacılığın geliştirilmesi ve sürdürülebilir yönetiminde ve eğitim giderlerinde kullanılmak üzere, 2004-2005 av dönemi için, 100 000 000 TL. (Yüz Milyon Türk Lirası) aday atmacacı sertifikası alacak kişiler ise 50.000.000 TL (Elli Milyon Türk Lirası) ödeyeceklerdir. Usta Atmacacı Sertifikaları beş yılda bir beş yılın dolduğu tarihten sonraki ilk ocak ayında vize edilecektir. Sertifika alan kişilerin adresleri telefon, faks vb. bilgileri İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce kayıt edilecektir. Adres değişikliği olduğunda İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bilgi verilecektir.
2. Atmaca Tutma, Bulundurma ve Avlanma
2.1. Atmaca Tutma
"Usta Atmacacı Sertifikası" olan atmacacılar bir sezonda en fazla iki atmaca tutabileceklerdir. Tutulan atmacalar İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce halkalanacak ve sertifikaya işlenecektir. Halkalar Genel Müdürlükçe temin edilecektir. Atmaca tutmada kuşa (Gaço) ve atmacaya zarar vermeyen hareketli ağ kullanılacak, torba ağ (skence, monta) ve sahipsiz opice gibi zararlı usuller kullanılmayacaktır.
Atmacaların üreme mevsiminde tutulması, yuva alanlarında rahatsız edilmesi ve yuvadan alınması yasaktır.
2.2. Bulundurma
Ustaca atmacacı iki atmacadan birini istediği taktirde kışlamak üzere alıkoyabilecektir. Atmacayı kışlatacak olanların barındırma yeri kontrol edilecektir. Hayvanın rahatça hareket edebileceği genişlikte ve hijyenik şartlarda barınma yeri bulunmayan kişilerin atmacalarına el konulacaktır.
Yakalanan atmacalardan biri ise mutlaka 15-20 Ekim 2004 tarihleri arasında İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce il veya ilçe düzeyinde belirlenecek bir günde sağlık kontrolü yapılarak topluca doğaya salınacaktır. Salınan atmacalar sertifikadan düşülecektir.
Atmacanın doğal olarak ölmesi halinde halka muhafaza edilecek ve İl Çevre ve Orman Müdürlüğü bilgilendirilecektir.
Atmacayı bulunduran veya elde gezdirenler yanlarında sertifikasını bulundurmak ve kontrollerde göstermek zorundadır.
2.3. Avlanma
Bu düzenleme ile Usta Atmacacı Sertifikasına sahip usta atmacacılar 2004-2005 Av Döneminde atmacalarını bulundurabilecekler, bunlarla avlanabileceklerdir.
Atmaca ile avlanmak isteyenler av tezkeresi ve o av dönemine ait avlanma pulu almak zorundadırlar.
Usta Atmacacı Sertifikasına sahip atmacacıların atmaca ile avlanmasında, 1 nolu Merkez Av Komisyonu Kararında yer alan avlanma günleri, avlanma zamanı ile avlanmasına izin verilen türler ve limitler esastır.
3. Kontrol ve Denetim
Bu talimatın uygulanmasını denetlemeye, Çevre ve Orman, Jandarma, Köy Tüzel Kişilikleri ve Polis teşkilatı yetkilidir. Ayrıca bu düzenlemelerin uygulamaya aktarılmasında, kontrol ve denetiminde atmacacılık veya avcılık dernekleri ile işbirliği yapılacaktır. Bu konuda yeterli çalışma yapmayan derneklerle işbirliğine gidilmeyecek ve bunların üyelerine yeni kurs düzenlenmeyecektir.
Atmacaların her türlü ticareti yasaktır. Yukarıda belirlenen esas ve usuller dışında atmaca tutan, bulunduran veya avlanan atmacacıların sertifikası iptal edilecek ve kendilerine bir daha sertifika verilmeyecek, atmacalarına el konulacak, yasal işlem başlatılacak ve ayrıca Bakanlıkça öngörülen tazminat bedelleri talep edilecektir.
TARİHTE ATMACACILIK
ATMACA FERMANI
Yavuz Sultan Selim Dönemi Kanunnâmelerinden
Atmaca Fermanı,
Bursa Şer‘iye Sicilleri, No:A, 21
Hazihi Suret’ül-Hükmi’s-Sultani (Sultan’ın hükmüdür)
Mefahir’ül-kuzat (iftihar edilecek kadılar) ve’l-hükkam ma‘denü’l-fezail ve’l-kelam Anadolu kadıları zide fazlûm tevk-i refi‘ hümayun vasıl olacak ma‘lum ola ki şimdiki halde Hassa-i Hümayunu içün atmaca hacet olup darende-i ferman (ferman taşıyan) vacibü’l-i‘zan (itaâti gerektiren) kulum Ali ve Kethüda Mehmed gönderilüp buyurdum ki hükm ü şerif-i cihan muta‘mla (cihanın tabi olduğu şerefli hükmümle) her birinizün taht-ı kazasına vardıkta alay beğlerinden ve sipahilerden ve sair tavaiften (tayfalar) her kimde Hassa-i Hümayuna yarar atmaca bulunur ise alup mezkû (adı geçen) kuluma teslim eyleyesiz bir türlü dahi eğlemeyesiz (başka türlü yapmayın) amma bu bahaneyle kimesneden (kimseden) nesne ahz (almak) alunduğu veya atmacanın yaramazı gönderildüğü istima‘ (duymak) olunacak olursa hiç vechile özrünüz makbul olmak ihtimali yoktur ‘itab-ı ‘azimimle (büyük azarlama) mu‘atıb ve mu‘akıb (karşı karşıya olmak) olursan ana göre mukayyet olup emr ü celi’l-kadrim mucibince atmacaları cem‘ (toplamak) ettürüp mezkûr kuluma teslim eyleyüp göndermek ardunca olasız şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerife itimat kılasız.
Fî tahriren evâil-i şehri ahirü’l cumadi ihda ve ‘işrin ve tissamiye
Bi makam Konstantiniye
Özet: 1516’da Yavuz Sultan Selim’in Anadolu kadılarına gönderdiği fermanda sarayın ihtiyacı olan atmacaların Kethüda Mehmed tarafından toplanacağı bildiriliyor, Sultan işe yaramayan atmacaların gönderilmemesini ve halktan başka hiç bir malın alınmamasını emrediyor.
(Murat Uluğtekin, “Osmanlıca Ders Notları”, ODTÜ, 1991-93.) |
|
| |
|